İKRANUR CAMİ HALILARI

Halı, Cami Halısı ve Yurt Halısı üretiminden satışına, montajından temizliğine bakımına kadar kaliteli hizmet, memnuniyet garantisi.

0532 697 1053 / 0236 462 4225
[email protected]

Tüm Ürünlerimiz için Tıklayın

Halı, Cami Halısı

ve Yurt Halısı, Cami Süpürgesi kaliteli hizmet, memnuniyet garantisi.
Cami Fotoğrafı

Cami Halısı

Cami Halısı Camilerimizin zeminlerine döşenen ve girişte insanların ilk gözüne çarpan dekor ürünüdür. Bunun için doğru renk desen ve motifte ve en kaliteli halı seçmek bizim için önemlidir.

Üretimini yaptığımız cami halıları birbirinden farklı renk motif ve iplik çeşidine kadar çok fazla çeşit içermektedir. Amacımız; Camilerin iç mimarisinin rengine ve dokusuna yakışacak türde en uygun halı bulmaktır.

Sadece Cami Halısı üretmekle kalmıyor, ürettiğimiz bu halılarının temizliğini de yapmaktayız. Bu hizmeti verirken, en son teknoloji halı yıkama makinelerimizi kullanmaktayız. Bu sayede halıları uzun ömürlü ve hijyenik şekilde kalır. Camilerimizi en kaliteli cami süpürgesi ile süpürüyoruz.

Hacı Bayram Cami Halısı

Hacı Bayram Cami Halısı

Göbekli Cami Halısı, hemen hemen birçok camilerde zemin kaplama işlerinde ilk aklan gelen cami halılarından biridir.

Seccadeli Cami Halısı

Seccadeli Cami Halısı

Seccadeli Cami Halısı, özellikle namaz esnasında kişilerin safları daha düzgün birşekilde sıralanmasına yardımcı olan cami halısı

Saflı Cami Halısı

Saflı Cami Halısı

Saflı Cami Halısı, değişik desen ve motiflerde yün iplikten üretilen yumuşak ve kontrast ağırlıklı renkler içeren bir cami halısıdır.

Göbekli Cami Halısı

Göbekli Cami Halısı

Saflı Cami Halısı

Saflı Cami Halısı

İzmit Cami Halısı

İzmit Cami Halısı

Çarşı Cami

Çarşı Cami

Çarşı Cami ' nin iç mimarisi yapısına özel yeşil seccadeli cami halısı montajı yapıldı.

Hacı Yılmaz Maden Cami

Hacı Yılmaz Maden Cami

Hacı Yılmaz Maden Camisinde kırmızı renk saflı yün cami halısı tercih edildi.

Mehmet Efendi Cami

Mehmet Efendi Cami

Mehmet Efendi Camisinde zemine özel yeşil yün saflı cami halısı belirlendi

Mehmet Efendi Cami

Mehmet Efendi Cami

Mehmet Efendi Camisinde zemine özel yeşil yün saflı cami halısı belirlendi

İkranur Cami ve Yurt Halısı

Birçok farklı model ve desende Halı, Akrilik, Göbekli ve Yün Cami Halıları ve Yurt Halıları

Sebo Cami Süpürgeleri ve fiyatları için tıklayınız

Sultanahmet Cami

Sultan Ahmet Cami, 1609-1616 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul'daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa'ya yaptırılmıştır. Cami mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de yine mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca "Mavi cami (Blue Mosque)" olarak adlandırılır. Ayasofya'nın 1935 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un ana cami konumuna ulaşmıştır.
Aslında Sultanahmet cami külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük ekslerinden biridir. Bu külliye cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır. Daha fazla bilgi için

Diğer Camiler hakkında detaylı bilgi almak için Diyaneti Ziyaret Ediniz

Sultanahmet Cami Fotoğrafı

Kendi adıyla anılan semte yapılmış olan Sultan Ahmet cami, 17.yy da Mimar Sinan ' ın yapı anlayışı içinde tarihi yarım adaya inşaa edilmiş eserdir. cami 14. Osmanlı Hükumdarı Sultan 1. Ahmed tarafından Allah ' a şükür amacıyla Sedefkar Mehmed Ağaya yaptırılmıştır. Sultan Ahmed in cami yi yapmaktaki tutkusu, o zamana kadar yapılmış olan camilerin en büyüğünü ve en güzelini yapmak özellikle Ayasoyfa camisini geçmekti. Buna bir de namını ahirete kadar sürdürecek eser tutkusu da dahildi.

Caminin önünde ve iki yanında geniş dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.

İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız.

Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır.

Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.

Bu çiniler, İznikteki çini ustası olan Kasap Hacı ve Kapadokyalı Barış efendinin gözetiminde yapılmıştır. Sultanahmet caminin tasarımı, Osmanlı Cami Mimarisi ile Bizans Kilise mimarisinin 200 yıllık sentezinin tasarımını oluşturur. Komşusu olan Ayasofyadan bazı Bizans esintileri içermesinin yanı sıra, geleneksel islami mimari de ağır basar ve klasik dönemin son büyük camisi olarak görülür.

Caminin mimarı, büyük usta Mimar Sinaın boyutta büyüklük heybet ve ihtişam fikirlerini yansıtmada başarılı olmuştur. Sultan Ahmet camine ibadet ve ziyaret için gelen insanların caminin ana mekanlarına adım atar atmaz içine düştüğü duygular hayranlığın ötesine hayretlere düşürür. Kimilerinin ağzında Zafer Çelebi gibi hayret soruları görülür. Kimileri ise bakışlarını dev sütunlardan herbiri birer bahar bahçesi gibi süslü duvarlara, oradan da birbiri üzerinde dizilmiş kemerler ve yarım kubbelere doğru derece derece yükseltirken, içine düştüğü duyguları anlatacak kelimeleri bulmakta zorluk çekerler.

Sultan Mahvili güneydoğu köşesindedir. Bir platform 2 küçük dinlenme odası ve sundurmadan oluşur. Duvarlardaki büyük tabletlerde halifelerin isimleri ve kurandan parçalar yazılıdır. Bunları orjinal haliyle, 17.yy büyük hat sanatçısı Diyarbakırlı Kasım Kubarır yapmıştır.

Ayasofya Cami Fotoğrafı

Ayasoyfa Cami ve Tarihi

İlk çağda Bizas adlı genç kabilesi için yerleşecek yeni yer aramaktadır. Kahinler ona, sen derler körler ülkesinin karşısına yerleşeceksin. Bizas kabilesini alıp koyulur yola, teknelerini binip kürekleri uzun süre çektikten sonra, kendilerinin Sarayburnunda bulurlar. Bizas bakarki, bir yandan güzeller güzeli, Sarayburnu karşı yanda şimdiki Kadıköyün bulunduğu Kalkedon. Şu karşıdaki şehrin sakinler, kör olmalılar der böyle güzel yer varken gidip oraya yerleşmişler. Demekki kahinlerin dediği doğruymuş, ben buraya yerleşeceğim.

1000 yılların tarihinin şahidi Ayasofya hangi zor zamanlardan geçerek ayakta kalmıştır? Yeni başkentleri Konstantina Poliste yeni dinlerine ait büyük tapınağa ihtiyaçları vardır ve hristiyanların patrikhane kilisesi olmak üzere o günün İstanbuluna kurulacak büyük bir Ayasofyanın Konstantin emriyle başlar. Ayasoyfyaya baktığımızda 1500 yıllık ömrün yaşlandırdığı, huzurlu sakin ibadethane görürüz. İşin aslı, şimdi olduğu kadar huzurlu değildir geçmişi.

2 kere yıkılıp 3 kere yeniden yapılan Ayasofyanın hüzünlü öyküsü vardır. 1. Ayasofyanın yıkılışı son derece talihsiz hadiseye rastlar. O günlerin Roma İmparatoru Arkadiüs kalkıyor ve böyle tekbir Allah inancı üzerine kurulmuş yapının bahçesine sütun ve sütunun üzerine yarı çıplak heykel diktiriyor. O günlerde patrikhane kilisesin başında bulunan papa, bundan son derece rahatsız oluyor ve kalkıp ayin sırasında hem de herkesin içersinde bunun çok günah olduğundan bahseder.

Kraliçe bunun üzerine papayı adalara sürdürülüyor. Bunun üzerine halk ayaklanıyor. Meydanda toplanıp bu yapıtı yakıyor. 1. Ayasoyfa kızgın halk tarafından yakılarak yok edilince, şehir en büyük ibadethanesini kaybetti fakat bu yoksunluk çok uzun ürmedi. 2. Ayasofya daha yapılacak fakat onun da akibeti çok parlak olmayacaktı. O günlerde Roma İmparatoru ölmüş ve arkasında hiçbir varis bırakmamıştır. Bu kez Justinus adında okuma yazması olmayan general imparator seçilecektir. Ölümünden sonra yeğeni Justinyanus imparator seçilir.

Normalde Justinyanus, hem hipodromdaki askerlere bakmakta, hem de hipodromda bir takım eğlencelerde ayı oynatan adamın dansözlük yapan kızına aşıktır. Bu sayede bu kadın da Roma İmparatorluğuna kraliçe olacaktur. Bu durum o günün asil romalıların hiç hoşuna gitmeyecektir. Justinyanusun Ayasofyayı bitirmesi ve muhteşem törenle mabede girmesiyle beraber artık şehir kutsanmış olacaktır.

Kubbeleri gökyüzüne uzanan bu muhteşem yapı dışardan kusursuz görülür evet ama bununla kalmaz. İçindeki incelikler ve sanatla işlenen ayrıntılar ziyaretçisinin hayretini hep ayakta tutar. Dünyanın dört bir tarafından birçok anıttan özel malzemeler burası için toplanmış.